Dün gece üçüncü kez
"Cahil Periler"i izledim. Dunyası ile beni sımsıkı saran o muhteşem filmi.Her karesini bir kez daha duyumsamaya çalıştım ve anladım ki 30 kez de izlesem ben yine aynı keyfi alacağım bu Ferza Özpetek filminden...İçime dokunan, derinime inen bir şey var çünkü o filmde...
Gerçekliğin ne olduğuna dair varoluşsal bir arayış, bir yolculuk, bir kimlik, bir aidiyet ve aşk...Aşkın en saf,en yalın ve o geçirgen hali...Kimlikleri ve aidiyetleri aşan, hiç beklenmedik bir anda geliveren hali..Yağmurdan kaçerken doluya tutulevermek gibi...
Sanılan gerçekle var olan gerçek arasındaki kaotik ilişkiyi çözümlemeye dair arayıştan "ben"in keşfiyle çıkılan bir yolculuk filmi...Aile olmanın organik bağlardan ibaret olmadığını ve dostluğun nasıl bir nimet olduğunu hatırlatan yalın ama basit olmayan dili ve Andrea Guerra' nın o buğulu, tılsımsı, hüzün dolu müziği...Bilmem hislerimi anlatabildim mi?