ekmek ve güller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekmek ve güller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 02, 2010

Ekmek için Gül için Daha Yaşanabilir bir Dünya İÇin!



"Sen Spartacus'u bilir misin Mükremin kardeş?" diye esprili bir başlık atmak isterdim ama Tekel İşçileri "açlık grevine" başlamışken çok da esprili bir yazı çıkmayacak sanırım.
Malumunuz Tekel İşçileri yaklaşık bir aydır Ankara'nın kışı soğuğu demeden sokaklarda yatıp kalkıyor, özlük haklarını korumak adına meramlarını anlatabilecek bir mecra arıyorlar. Arıyorlar da, bulamadıkları da aşikar. İşçilerin seslerini duyurma çabası halka halka büyüyor, ve onlar gibi madur olan işçiler için bir umut ışığı oluyor. Tıpkı Ken Loach'ın "Bred & Roses" filminde olduğu gibi. Daha önce "boykottayım litfen ama litfen rahatsız etmeyiniz" başlıklı yazımda ayrıntıları ile değinmiştim bu filme. Şimdi bir kez daha hatrıma düştü şu olaylar karşısında ve ben de Tekel İşçilerinin bu anlamlı, şerefli direnişini yazmadan, bu güzel filmle ilişkilendirmeden edemedim. Her ne kadar gündemi takip edemesem ve eskisi gibi gerek dünya gerekse ülke gündemini ilgilendiren konularla ilgili yazamasam da bu konuyu kendi yaşam biçimim ve görüşlerim çerçevesinde atlamamam her ne kadar onlarla omuz omuza olamasam da en azından Tekel İşçisi kardeşlerimle gönüldaş olarak onları desteklediğimi yazmam  gerektiğini düşündüm.                                 
                                    foto:http://www.impawards.com/2001/posters/bread_and_roses_ver2.jpg  


Onların eylemleri öylesine doğal, öylesine haklarını aramaya yönelik ki. İdeolojileri, dünya görüşleri ne olursa olsun; muhafazakar ya da liberal, dindar ya da değil herkesin aynı çatı altında açlık orucuna oturduğu, Ankara meydanlarına kurdukları çadırlarda sıcacık çaylarını paylaştıkları; emek için, gül için, sadece kendileri değil tüm işçi kardeşleri için daha yaşanabilir bir dünya kurmak için verilen bir çaba. Amaçladıklarını kazanamamış olsalar da diğerlerine örnek olmaları bağlamında başarıya ulaşmış bir eylem. Umuyorum bu ses devam eder, sesi duyması gereken mecralar bir an önce kulak kesilir de canlar yanmadan, ocaklar sönmeden bu iş olması gereken yere bağlanır. Kalbimiz, aklımız, dualarımız onlarla!

Cuma, Mart 14, 2008

Boykottayım litfen ama litfen rahatsız etmeyin!

Yaklaşık 20 dk önce iş bırakma eylemine başlamış bulunuyorum. 12'ye kadar takılacağım nette, orda burda. Gerçi hali hazırda raporlu olup da işe giden bir insanın eylemi ne kadar ciddiye alınır onu bilemiyorum, kaldı ki bizim meslekte. Ama olsun ben yine de kendi çapımda eylemimi yapıyor, bunu da nahan da burdan önce sosyal güvenlik yasasını çıkartmaya niyetli tek yürek tek bilek hükümete sonra da tüm dünyaya haykırıyorum. Küresel olarak anlaşılması bakımından da"I'm boycotting draft form of new social security law!" diyorum.
Geçen gece CNBC-e'de Ken Loach imzalı "Ekmek ve Güller" (Bread & Roses) filmi vardı. Hani bu kadar denk düşebilir diye düşündüm izlerken. İki gün sonra memlektte işçilerin, memurların kısaca emeği ile yaşayan insanların, insanca yaşama (kaldıysa) kaygıları nedeniyle yapacakları bi eylem hazırlığı varken Amerikan bağımsız sinemasının bu harika örneğinin gösterilmesi ayarlasan olmayacak türden bir rastlantı.
Filmde göçmen yoğunluklu işçilerin çalıştığı bir temizlik şirketinde sağlık sigortası, emek karşılığı ücret gibi en temel ihtiyaçların karşılanması için sendikalaşma sürecine giren işçilerin öyküsü anlatılıyor. Amerika'nın adalet anlayışı içinde sömürülen bu insanlar sonunda mücadelelerini kazanıyor.
Ben de aynı umutlarla bu gün eylem yapıyorum arkadaşlar.
RTE'nin dediğine göre bu yasa hali hazırda çalışanları etkilemeyecek, kazanılmış hakları kaybettirmeyecekmiş. Yasa kabul edildiği taktirde 2028'de işe başlayacakları kapsayacakmış. Ben de diyorum ki valla ben kendi adıma bir şey istiyorsam namerdim sn. RTE. Ben doğuracağım 3 çocuğumun haklarını düşünüyorum. O yavrucuklar sürünsün mü?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails