Özellikle de kendi için diliyor tüm bunları.
Zira bu gün yaklaşık bir yıldır ezginin emekleriyle beslenip büyüyen tezi görücüye çıkacak. Başka bir anlatımla bir Çarşamba günü dünyaya gözlerini açan Ezgi, yine bir Çarşamba günü kendinden bir parçayı dünyaya getirecek. Yaptığı işe güvenerek.
Bu güzel günün hatrına Lou Reed söylüyor. Perfect Day...
Çarşamba, Mayıs 28, 2008
Just A Perfect Day, The Animals In The Zoo!
Özellikle de kendi için diliyor tüm bunları.
Zira bu gün yaklaşık bir yıldır ezginin emekleriyle beslenip büyüyen tezi görücüye çıkacak. Başka bir anlatımla bir Çarşamba günü dünyaya gözlerini açan Ezgi, yine bir Çarşamba günü kendinden bir parçayı dünyaya getirecek. Yaptığı işe güvenerek.
Bu güzel günün hatrına Lou Reed söylüyor. Perfect Day...
Salı, Nisan 22, 2008
Kabettin mi Görkemli Kaybedeceksin
Perşembe, Mart 27, 2008
Muhsin Ertuğrul'dan Simavnalı Şeyh Bedrettine! Kıssadan Hisse Tiyatro Şart
Cuma, Mart 14, 2008
Boykottayım litfen ama litfen rahatsız etmeyin!
Pazar, Mart 02, 2008
Yeni İş Güvenliği Yasasının Düşündürdükleri(?)
Pazartesi, Ocak 28, 2008
Bizim Legolarımız vardı.

Pazartesi, Aralık 31, 2007
2007'de de hep konuşmuşuz....
"Halkın uyanışı" olarak nitelendirilen bu mitingler bir rüya misali gök kubbe altında hoş bir seda olarak yerini almış...
*Sonra bol bol türbanı konuşmuşuz. Cumhurbaşkanın eşi türbanlı olur mu olmaz mı onu tartışmışız.
*Cumhurbaşkanı o olmasın bu olsun, yok o da olmasın ben olayım derken tartışmalar yerini seçimlere bırakmış. Sonrasında da 367 tartışmalarına. İktidar kuvvetleri inadım inat .............. derken muhalefet kuvvetleri de tencere dibin kara benimki senden kara diyerek ortalığı iyice kızıştırıken Cumhur olan bizler de 367 yeter sayı mıdır, asil sayımıdır yok yok asal sayı mıdır onu konuşmuşuz? Neticede ülkenin başbakanı Anayasa Mahkemesinin çektiği şut ağlara takılmadan önce hamlesini yaparak 367' yi seçime bağlayıvermiş.
*Isınan hava genleşir kuralından feyz alan politikacılar (siyasetçi demeye elim varmıyor) miting meydanlarını ısıtırken seçimden çok "küresel ısınma" konuşmuşuz. Zira seçimlerin nasıl sonuçlanacağını zaten biliyormuşuz. Bay Baykal hariç.
*Arada boş durmayıp yine türban konuşmuşuz. Bir de DP'nin ikinci kez tarih sahnesine çıkamadan tarih olan halini.
* Cumhur olarak e- muhtıraya cevabı 22 Temmuz'da vermişiz vermesine de AKP'yi yeniden tek başına iktidara taşıyarak "istikrar" kelimesinden ne anladığımızı da maalesef ortaya koymuşsuz. Mitinglerdeki kafa sayısına güvenerek dersine çalışmadan sınava giren CHP bu işten yine avucunu yalayarak çıkmış... CHP ve yandaşları biz nerde yanlış yaptık diye konuşurken işin içinden nasıl çıkacağını bilememiş. Elbette Baykal hariç.
* Seçim rüzgarı eserken ülkemizde biz sık sık türban konuşur olmuşuz. Bir de günden güne kuruyan barajlarımızı.
*Seçim bitip eski-yeni meclis sıraları doldurur doldurmaz DTP ile MHP'nin tokalaşmasını. "Eski köye yeni adet" mi geldi derken bir de bakmışız ki ülkemizde herşey"eski tas eski hamam".
*Meclis göreve başlar başlamaz cumhurbaşkanının kim olacağına dair tartışmalarımıza kaldığımız yerden devam etmişiz. İnadım inat diyen hükümet bir önceki kararından vaz geçmeyerek ne kadar istikrarlı (?) olduğunu göstermiş görmeyen gözlere. Yanına aldığı çelik kuvvet sayesinde 367 barajını sağlam bir şekilde aşarak bir zamanlar hariciye nazırı olarak görmeye alıştığımız Gül'ü Çankaya'ya uğurlamış.
*Bu esnada Hayrünisa hanımın türbanın Çankaya'ya yakışıp yakışmayacağı konuşulmuş kulislerde ve elbette trübinlerde.
*Türkiye Ilımlı İslam Cumhuriyet'i olur mu olmaz mı derken konuştuklarımız Malezya'ya kadar ulaşmış. Dost ve kardeş ülke Malezya bu işte bir gariplik olduğunu düşünürken bayram tatillerinde gidecek yer arayan cebi şişkin vatandaşlarımızın ülkelerine yönelmesi şaşkınlıklarının yerini memnuniyete bırakmış.
*Cumhurbaşkanı seçildi sular duruldu derken bu sefer de Fırat ve Diclenin geçtiği vatan topraklarından gelen acı haberler ülkeyi sadece kızıştırmakla kalmamış ulusal kızgınlık dalgası sınırların dışına kadar taşmış.
*Yürekleri dağlayan şehit cenazeleri terör örgütü ve yandaşlarına karşı adeta gövde gösterisine dönüşürken konuşmaktan yorulmayan bizler harekat planları yapaktan da geri kalmamışız. Emekliye ayrıldığını düşündüğümüz paşalara da strateji uzmanı olarak o kanal senin bu radyo benim konuşma fırsatı doğmuş. Ancak ülkemde yaşam pek çokları için daha da zor bir hal almaya devam etmiş.
*Konuşmalar yerini planlara bırakmış. Sonra da harekatın kendisine. Bu sefer de F16'ların yakıt ikmalini, bombayı sallayışını, yerlebir edilen karargahları konuşmuşuz.
*Bu sırada yağmurlar yağmaya barajlar da dolmaya başlamış. Ankara ve İstanbul'un su sorunu yerini sel sorununa bırakırken yaz aylarında yağmur duasına çıkan bizler ansızın bastıran yağmura hazırlıksız yakalanmanın cerebesini çekmişiz. Bir de bol bol konuşmuşuz. Yağan yağmuru, akan kanı, ebemin türbanını...
*2007 bitmiş gitmiş ama konuşulacaklar bitmemiş...2008'de savaşı, harekatı, şehitleri, ılımlı İslam'ı, felaketleri, TL karşısındaki dolar paritesini, küresel iklim değişikliğini, açlığı, yoksulluğu, sefaleti değil de Bülent Ersoy'un aşklarını konuşabilmeyi diliyorum... Hepimiz için iyi bir yıl olması umuduyla.
Cuma, Aralık 14, 2007
GRACIAS PER TUTTO
Pazartesi, Aralık 10, 2007
Yaşamın Kıyısı'na ilişkin psiko-edebi bir analiz...
Pazartesi, Kasım 19, 2007
Yaşamın Kıyısında
Cuma, Kasım 16, 2007
YÖK Ülkemizin Her Yönden Gelişmesine Katkıda Bulunacak Atılımı Sağlayamadı
Cumartesi, Kasım 10, 2007
iş bankası 10 kasım Mustafa Kemal Atatürk reklamı
Atatürk'ün insan yönünü çok güzel betimlemiş, onun ideallerini gerçekten çok iyi sembolize etmişler. 10 Kasım'da Atamız ancak bu kadar güzel anılabilirdi.
Cuma, Kasım 09, 2007
Bir Hüzün Başkenti
Pazartesi, Kasım 05, 2007
Yazık oldu bizim Mösyö'ye...
Pazartesi, Ekim 29, 2007
Savaş, terör bahane Cumhuriyet'i kutlamaları şahane!
Salı, Ekim 23, 2007
Sözün bittiği yerde başlar bu yazı...
Cuma, Ekim 19, 2007
Kazma KAZ'da!!!
Salı, Ekim 16, 2007
Türk işi ibadet...
Pazartesi, Ekim 15, 2007
Hüzün değil bu hazan...