Çarşamba, Nisan 18, 2007

Türk'üz biz bize hiç birşey olmaz!

Hey yavrum hey...son zamanlarda ne çok düşünür oldum başlıktaki sözü. Duyduğum, gördüğüm, dinlediğim pek çok şey ister istemez bu sözü aklıma getirdi hep.Yıllar önce sermayesi bedeni olan AIDS hastası bir kadınla sokak ortasında pazarlık yapan bir adamın gizli kamera görüntülerinin yayınlandığı Arena türevi (belki de bizzat kendisi) bir programda duymuştum "Ben Türküm bana bir şey olmaz" lafını da uzun süre şokun etkisinden kurtulamamıştım. Bir millete tabi olmak doğal olarak hastalıklardan, kazalardan, felaketlerden korunmak anlamına mı geliyordu aynı zamanda diye düşünmeden edenemiştim. Türklük bir efsunluluk hali yaratıyordu da kötü olarak tabir edilen herşeye karşı korunacağı hissini mi oluşturuyordu? Başka hiç bir millete bahşedilmeyen nasıl bir gerçek dışı inançtı ki bu, "Türküm ben bana bir şey olmaz" diyerek gözünü karartıp dalıyordu belanın içine? Hasta olacağını bile bile 15dk'lık bir zevke balıklama atlayıp, kuş gribinden ölmüş tavuklarını kesip ailecek afiyetle yiyebiliyor; koruyucu giysiler olmadan radyasyonlu varillere el pençe dalıp, yine aynı mantıkla patlayıcı olduğundan şüphelenilen bir valizi "eşhedü enla..." diyerek açabiliyordu. Kendisini taşımaktan aciz bir motora çoluk çocuk aile boyu binip şehirler arası yolculuk yapmak, zil zurna bir halde direksiyona geçip yürü düldül demek, 45 kişilik bir otobüse 60'dan fazla insanı tıkıştırıp yarı uykulu bir halde şoförlük yapmak, hatta ve hatta o otobüse yolcu olarak binmekse cabası....Hadi o zaman çocuktum, insan psikolojisinin ne menem bir şey olduğunundan habersizdim ama zamana yayılan şahitliklerim "ucuz mu bulunuyor bu ülkede hayatlar ki bu kadar kolay harcanabiliyor ya da insanlar gerçekten derin bir kadercilik anlayışıyla yaşayıp gidiyor?" sorusunu canlı tutmaya yetti. "Allah yazdıysa olur", "yiyecek ekmeğimiz ne kadarsa o kadar yaşarız" inancı mı böylesine ihmalkar, değil kendininkini başkasının canını, hayatını umursamaz bir özne haline gelinmesine neden oluyor çözmek gerçekten zor. Hele eğitimli olduğunu bildiğimiz insanların bile böyle bir zihniyet temeliyle davranmasını, en hayati meselelerde böylesine ciddi bir akıl tutulmasını yaşamasını hangi kurama dayandırarak açıklamak yerinde olur inanın bilemiyorum? Sosyoloji, psikoloji, teoloji ve eğitim kuramcıları aceba nasıl bir açıklama getirirler bu kollektif zihin düğümlenmesine? Bir babanın yolcu ön koltuğunda oturan 5 yaşındaki çocuğunun akan trafikte yola yuvarlanıp ölümle burun buruna gelmesine şahit olduktan sonra, çocuğunu kaldırıp yine aynı yere oturtmasını hangi öğrenme kuramı ile açıklamak uygundur? Sayısız olumsuz örneğe şahit olunup da bir ders çıkartılmadığı, olumlu modellerin çok ciddiye alınmadığı,-aynı hataların tekrar tekrar yapılmasından- deneme yanılma yönteminin bu topraklarda yaşayanlar için pek etkili olmadığını acı yaşantılarla görüyoruz da bu durumun içinden nasıl çıkacağımızın hesabını hala yapmıyor ya da basiretimiz bağlanıyor yapamıyoruz. Bireysel ve toplumsal sorumsuzlukların "dizi" de aştığı ülkemizde bu kaderci anlayışın ya da Türklüğe dayalı özgüvenin sürüp gitmesine seyirci kalmayı sürdürüp tekerrür eden vakalar için kendi kaderimize sığınmaya devam etmek dışında herhangi birşey yapacak mıyız?
Sosyal psikoloji hocam doğru vatandaşın tanımını şu sözlerle yapmıştı: "Sabahın dördünde kırmızı ışıkta durup bekleyen kişi doğru vatandaştır." Bu tanımı referans alacak olursak sanırım bu ülkede yaşayan doğru vatandaş sayısı bini geçmez. Çok mu karamsarım? Sanmam, çünkü biz Türk'üz, Fatih'in, Süleyman'ın Atilla'nın torunuyuz, işte bu yüzden efsunluyuz. Sabahın köründe körü körüne araba kullansak, akan trafikte alt geçit-üst geçit kullanmak yerine yola bodozlama dalsak dahi bize bir şey olmaz. Hem kurallar çiğnenmek için değildir de ya ne içindir?

2 yorum:

aydan dedi ki...

Aklıma Ortaçgil'in şarkısındaki şu sözler geldi okuyunca yazdıklarını Ezgicim:
Kafam bozuk bu ne!
Atladım doğru meyhaneye
Meyhanede kalmamış
Ordan belki başka haneye
Duyar diye telaş etmem
Nasıl olsa kimse duymaz
Aslında şansım yoktur
Ama bana hiç bi'şeycik olmaz

Dibini buldum şişenin
Ama herşey gayet net
Arabam bir ok gibi
Yollarsa sanki yay
Slalom yapalım, biraz eğlenelim
Akacak kan damarda durmaz!
Aslında şansım yoktur
Ama bana hiç bi'şeycik olmaz

Hiç bi'şeycik olmaz,
Hiç bi'şeycik olmaz
Hiç bi'şeycik olmaz
olmadı da bugüne kadar
Yine olmaz yine olmaz

Suyu sevmem, çöp üretirim
Görülmeyenden hiç korkmam
Öyle AIDS, mikrop, virüs
Bu ne telaştır, hiç bilmem
Zehirli atık, mikrodalga
Bana hiç farkmaz
Aslında şansım yoktur
Ama bana hiç bi'şeycik olmaz

Hiç bi'şeycik olmaz
Hiç bi'şeycik olmaz
Hiç bi'şeycik olmaz
olmadı da bugüne kadar
Yine olmaz yine olmaz

ezop dedi ki...

Valla ne diyeyim bu kadar uyamazdı herhalde..:)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails