Pazartesi, Eylül 17, 2007

Mutlu olmak herkesin hakkı!

Yine mimlendim. realmrxa mutluluğun resmini çizmekle ilgili mimlemiş beni. Sağolsun böyle güzel bir mevzuda mimlediği için. Kendi sitesinde koyduğu fotoğraf çok güzeldi. Ben de bir fotoğraf paylaşayım istedim, biraz absürd gelebilir. Ama ben çok beğendim. Bir arkadaşım e-postama göndermiş. Kimin çektiğini bilmiyorum ama iyi bir kare yakaladığını söyleyebilirim. Çarşaflı kadının gözlerini göremesem de birbirlerine nasıl bir aşkla baktıklarını anlayabiliyorum. Babaları olduğunu düşündüğüm adamın himayesinde neşeyle oynayan çocukların mutluluğuna ne demeli?

Mutlu olmak neticede herkesin hakkı değil mi?

Ben de aydan, gaye, kibele, goddess ve golge'yi mimliyorum. Hadi bakalım.

23 yorum:

www.edasuner.com dedi ki...

Rsim bana maille gelince ürkmüştüm ama bu gözle bakmadım hiç, elbette her insanın hakkı. Bu arada bağlantı için teşekkür ederim bende ekledim.

ezop dedi ki...

Ne demek efendim. O sizin sitenizin güzelliğinden. Tembelliğimden anca ekleyebildim. Ben de teşekkür ederim.

cidalci dedi ki...

Şu sıralar doğu felsefesi ile ilgileniyorsunuz herhalde:)

Bu resme baktığımda ilk önce trajikomik bir mesaj oluşuyor zihnimde.Daha sonra kadına olan acıma, ardından resimdeki kız çocuğunun oradaki gülücüklerini ilerleyen yıllarda kimsenin göremeyeceği. Ve en son sakallı heriflerin 100 yıl bin yıl değil evrim süreci ile ilgili sorunlarının olduğu duygusu. Ben de sevgi dolu bir canlıyım ama o kadar zorladım buradan o mesajı çıkartamadım. Biraz daha çalışmam lazım:)

Adsız dedi ki...

+1
http://en.wikipedia.org/wiki/Stockholm_syndrome

sailor dedi ki...

resme bakinca ister istemez resmin sonrasi aklima geliyor; adamlarin kiyiya cikarken yanlarindan gecip denize girmek isteyen bikinili kizlara olan bakislari o bakislarin hicte bu kadar sevgi dolu olmayacagi...

ezop dedi ki...

Ya ne kadar fesatsınız arkadaşlar.:)Sözüm size sevgili Cidalci ve Sailor... Dediğim gibi onlar da insan ve onların da herkes gibi denize girmeye, sevmeye, sevilmeye, gülmeye,eğlenmeye ihtiyaçları var. Hem ne malum bu fotoğrafa konu olan insanların ülkelerindeki sistemle sorunlarının olmadığı? Ne de güzel kucaklaşmış adamla kadın denizin ortasında. Bu sevgi gösterisi değildir de nedir? Dokunmak, sarılmak en güzel ifadelerinden biri değilmidir sevginin? Ya da kimbilir belki o küçük kız bir gün büyüdüğünde ülkesindeki baskıların kalkması, kadın haklarının yeniden inşası için çalışacak. Bu alanda önemli bir aktivist olacak ve birşeyleri değiştirecek. Anın bize verdiklerinden ötesini bilemeyiz... Bu fotoda bir an veriyor ve o an bizim dünyamız için ilginç olsa da içinde mutlu insanları barındırıyor.

sailor dedi ki...

tabiki onlarda insan sevmeye sevilmeye ihtiyaclari var hatta belkide birbirlerine duyduklari sevginin yarisina bile bizler asla erisemeye de biliriz ama bu fotografa bakinca aklima ilk gelen seyler bunlar degil

sistemle bir sorunlari yoksa ve mutlu iseler kiz neden kadin haklari icin calisan bir aktivist olsun? boyle olmasini aslinda biz istiyoruz cunku resme bakinca anliyoruz ki o sicakta kara carsafla, eldivenlerle denize girmek hicte normal bisey degil ufakligin gelecegi icin biseyler yapabilmesini umit ediyoruz.

ayriyeten anin bize verdiklerinin otesini gorebilmek icin belkide biraz fesat olmak gerekiyordur.:)))

cidalci dedi ki...

Sizin dedikleriniz de tamamıyla doğru. Aslında bu tür düşüncelerin tartışılması da gereksiz ama resmi ilk gördüğümde sevgiyi anlatacak başka resim mi kalmadı düşüncesi oluşuyor insanın aklında.Biraz da tepkiliyiz ya bu tür yaşam formlarına.

Neyse İsimsiz arkadaşın web sitesi bağlantısı olarak verdiği stockholm sendromu da biraz ağır gelmiş bence ama güzel yakalamış.

ezop dedi ki...

Bu stockholm göndermesi bana mı yoksa fotoğraftaki kadına mı yapılmış anlamadım ama pek uygun birşeymiş gibi gelmedi. Neticede burada bir suç olgusu sözkonusu değil ya da celladına aşık olma durumu yok. Bu durumu açıklayan güzel bir Japon filmi var. "The Bow" seyretmenizi öneririm. Bu arada resim mutlulukla ilgiliydi sevgiyle değil. Sevgi öğesini ekleyen benim :)

sailor dedi ki...

konuyla ilgili değil ama doğum gününüz kutlu olsun efenim nice mutlu yıllara:))))

ezop dedi ki...

Aman efendim çok teşekkür ederim. Fark etmişsiniz yani. :) dün çok güzel bir gün geçirdim. Aydan, Gaye, Suna, Atiye ve Özge'ye teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Sevgili eşime, unutmayıp arayan uzaktaki dostlarıma, aileme çok teşekkür ederim. Bu vesileyle bunu da belirteyim istedim.

aimge dedi ki...

yorumları okuyunca ben de birşeyler eklemek istedim; ilk başta sailor' ın sanırım bir yanlış anlaması olduğunu belirtmek isterim. sevgili arkadaşımız ezgi, "ne malum sistemle ilgili bir sorunlarının olmadığına" demiş; yani sistemle ilgili bir sorunları olabilir; ama onların da mutlu olmaya hakkı var demek istemiş;
Bunun yanında; mutluluğun resmi bence anlık bir olaydır. Yani koca sakallı sarıklı cübbeli bir adam simit yerken mutlu olabilir ve biri onu görüntüleyebilir; bu, onun o anki mutluluğudur. Her insan zaman zaman mutlu olur; bu, onun "İnsan" olma doğasının içinde vardır. İkinci olarak ise, şekli, cismi, düşüncesi, ırkı, ne olursa olsun ve hangi sistem içerisinde yer alırsa alsın her insanın mutlu olduğu anlar vardır ve insan olarak ta buna hakkı vardır. Çünkü dünyadaki hiçbir insan, yaşama nerede nasıl ve kimin çocuğu olarak geleceğini seçme gibi bir lükse sahip değildir. İnsanlar yetişirken çevrelerine ve içinde bulundukları yukarıda bahsedilen "sisteme" göre yoğrulur;daha sonra da ezginin bahsettiği savaşları verebilir, bunun adı da umuttur bence hem onun umudu; hem de bizim insanlığa dair umudumuz.... Çünkü bu umut olmazsa sadece yargılayan ve sadece tek bir tarafta takılı kalmış, ortadan düşünemeyen ; umut yerine ihtiras sahibi insanlar oluruz.oradaki çarşaflı kadın da modern bir ailede doğup sonradan denize çarşafla girmek istediği için değil; denize girmek istediği için denize girmiştir. Bizim de eğer içimizde onun mutluluğunu görme "özgürlüğü" varsa, geleceğe dair bir umudumuz var demektir. O kadını kapatan kendi özgür iradesi değil, içinde bulunduğu sistemdir. O sistem içerisinde dahi sevmeyi becerebilen bir kadın. Belki onun çocukları aktivist olabilir işte.

ezop dedi ki...

Aimgecim düşüncelerimin kısa özetini geçivermiş. Teşekkür ediyorum, ifade etmek istediklerim bunlardı.

Goddess Artemis dedi ki...

Mim pasınıza yanıt verdim:

2 Mim 1 Arada

Sevgilerimle :o)

ezop dedi ki...

Goddesscim aramıza döndüğüne sevindim, iki film birden kuşağı gibi bir şey olmuş seninkisi :)

Adsız dedi ki...

ben hiç bişey anlamadım aRAdığımı bulamadım

Adsız dedi ki...

resimdeki kadının eline dikkatli bakarsanız onun sadece bir manken olduğunu anlarsınız

Adsız dedi ki...

resimdeki kadının eline dikkatli bakarsanız onun sadece bir manken olduğunu anlarsınız

ezop dedi ki...

Evet el gerçekten de suni duruyor. Ama bu yapay görünümlü el de resimdeki kadının "sadece bir manken" oldugu bilgisini bize vermez sanırım. Kadının bir eli gerçekten de yapay/takma olabilir. Ya da ıslanan eldiven nedeniyle böyle bir göz yanılması ortaya çıkmış olabilir. Bunlar da olasılıklar dahilinde sanırım :)

Adsız dedi ki...

bende carsaflı bir insanım insanların benim için carsafıım için ne dedigi hiç umrumda degil fakat bugun arastırmak istedim insan ların carsaf hakkındaki düsüncelern
i
ne cahil düsünceler var ne cok kucumseyenler var bakın siz o kadına baktınızda canlı bile olmadını düsünüyosunuz bana huzur veren de bu o kadının yerinde bikinili birisi olsaydı o kocasının deil sizinde kadınınız olcaktı bakıslarınızla ama o kadın sadece esıne ait acık sacık kadınlar herkesin kadını ben önceleri acıktım çarsıda yolda orda burda laf atyolarda carsaf giydim huzurluyum bakan yuzunu kacıryo benden herkez carsaflı olsaydı bu ulkede tecavuz olayları yasanmazdı..........

ezgi dedi ki...

Sevgili çarşaflı arkadaşım. Benim türbanlıyla, çarşaflıyla ya da bikiniliyle bir sorunum olmadığını anlamışsındır sanırım.

Ama daha önce "adil dünya inancı" diye birşey duydun mu bilmiyorum? Duymadıysan kısaca değineyim, sen de vakit bulursan bir de bu konuyu araştır. Adil dünya inancı bir suç durumunda maktülün suçlulaştırılmasıdır. Başka bir ifadeyle öldüren kişiye değil de öldürülene; tecavüz edene değil de tecavüz edilene suç bulunmasıdır. Sen de kadınlar açık giyindikleri için tecavüze maruz kaldıklarını ifade etmişsin. Oysa ki böyle birşey yok. Tecavüz girişimi maktülden değil çok büyük oranda tecavüz eylemini gerçekleştirenden kaynaklanır. Eğer ki farklı olsaydı pedofili vakaları, çocuk tecavüzleri hatta ve hatta bebek tecavüzleri yaşanmazdı. Kaldı ki ülkemizde erkek çocuklarına tecavüz edenlerin sayısı da bir hayli kabarıktır. Bunda çok büyük oranda "ahlak" anlayışımızın (kızların bekaretinin korunması durumu) da payı bulunmaktadır.
Herkes rahat ettiği gibi giyinir. Nasıl ki bazı erkekler sadece karılarının erkeği olmak istemiyorlarsa bazı kadınlar da sadece kocalarının kadını olmak istemeyebilirler, sanırım bunu da saygıyla karşılamak gerekir. Bunlar kişisel tercihler çerçevesinde değerlendirilirse toplumsal anlamda daha huzurlu olabiliriz.
Ben çarşaflı ya da türbanlı değilim ve bugüne kadar arkamdan laf atıldığı da pek olmamıştır. Laf atan olursa da o onun sorunudur, biraz önce açıkladığım gibi. Çünkü bazı erkeklere de çarşaflı ve türbanlı kadınlar çekici gelebilir. İlla ki açık olmak gerekmiyor sanırım dikkat çekmek için.
Sevgiyle...

Adsız dedi ki...

evet guzel dusunmussun kardesim ben Alah emretti diye giyiyorum carsafı fakat nasıl erkeklerde suc varsa acılıp sacılan kadınlardada o kadar suc var herkez rahat ettigi tarzda giyinsin karısmmam ama dusun yolda gidiyorsun süper minili bi kız var tam önunde çogu erkek içinden bisürü sey geçirir ama carsaflı bi kadın görunce igrenir yuzunu döner ben bu olaylara cok sahit oldum yasıyorum biliyorum dikkat cekici olmak için degilde Allah ın emri oldu için giydim carsafı belkide o yuzden dikkat cekmiyorum

ezgi dedi ki...

Sevgili arkadaşım Kuran-ı Kerim'i mümkün oldugunca okuyup, anlamaya calisan bir insan olarak soruyorum hangi sure ya da ayet-i kerimede geçiyor çarşaf giyme mevzusu. Açıkçası ben kadınların çarşaf giyip de dolaşması konusunda bir emir oldugunu gormedim. Elbette ki mini etek giyip dolaşın diye bir durum da soz konusu degil. Ancak herkesin giyimi kendine. Her Erkek senin dusundugun gibi carsaflı kadına iğrenerek bakmaz. Çarşaflıların da taleplisi vardır, mini eteklinin de. Ben mini etekliye de igrenerek, tove estagfurullah cekerek bakanı gordum. Buradan yola cikarak genellemelere varmak cok da dogru olmaz diye dusunuyorum. Aksi taktirde önyargı cukuruna düşüveririz maazallah.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails